Freedom Writers

Hemen hemen on yıl önce, sinema filmlerine alt yazı çevirisi yapan Sinemaj şirketinde işe ilk başladığımda, o sıradaki müdürümü on yıllık tecrübeme rağmen işi yapabilecek kapasitede olduğuma ikna etmem biraz vakit aldığı için, beş - altı ay alışık olmadığım kadar boş geçen bir zamanım oldu - ki zaten meslek hayatım boyunca çevirdiğim tek kitabı da o boşlukta çevirmiştim.



Aradan on yıl geçip de tekrar serbest çevirmenliğe başladıktan sonra benden acil olarak çevirisini istedikleri Freedom Writers, Sinemaj bünyesindeyken alt yazısını kontrol ettiğim ilk filmlerden biri olmuştu. Çeviriyi dağıtımcı firma yaptırmıştı. Ben sadece lazer alt yazı basılmadan önce senkron kontrolü ve ufak tefek imla hataları kontrolü yapmıştım. Çok gerekli hallerde çeviriye müdahale iznim olsa da, bu pek tercih ettikleri bir şey değildi.

Aklımda yanlış kalmadıysa, filmi vizyona sokmaktan vazgeçmişlerdi.

Sonradan tabii çok sular aktı ve ben kendimi başımı zor kaldırabildiğim bir iş yükü altında buldum.

Aşırı iş yükü sadece Sinemaj'da çalışırken karşılaştığım bir durum değildi elbet. Serbest çevirmen olarak çalıştığım dönemler olsun, bir şirketin bünyesinde maaşlı olarak çalıştığım dönemler olsun, bir kaos ortamı illa ki vardı tabii; ama ilk defa Sinemaj döneminde, bu kaosu atlatmak için sürekli olarak sabahlamak dışında uygulayabileceğim yöntemleri araştırmaya başladım.

Bulduklarımı şu üç başlık altında toplayabilirim.
  1. E-postalara daha az bakın, sosyal medyaya daha az girin, liste yapın vb. gibi, odaklanmaya yönelik yöntemler. 
  2. 80/20 yöntemi denen, bir şirkette maaşlı çalışırken uygulamama tabii ki imkan olmayan, ama serbest çevirmenliğe geçince kendi şartlarıma göre uyarlayarak uygulamaya çalıştığım yöntem. 
  3. Aynı işi daha hızlı yapmanızı sağlayacak araçlar kullanmak. 
İlk gruptaki yöntemler, işlerini organize etmek isteyen herkesin, herhangi bir yerde okumadan da uygulamaya koyabileceği basit şeylerdi şüphesiz. Bir life hack önerisi olarak karşıma çıkmasının tek faydası, uygulamaya koymak için daha fazla motivasyon sağlaması olabilir belki. 

İkinci yöntemi nispeten yakın bir zamanda duydum. Bir önceki blog yazısında bununla ilgili bir şeyler yazmıştım zaten.



Üçüncü yöntem ise, kısaca otomasyon demekti. Piyasada çeviri otomasyonuyla ilgili pek çok ürün olsa da, bu ürünler dublaj ve alt yazı çevirisinin kendine has gereksinimlerine cevap veremediği için, çeviride otomasyon gibi bir şey söz konusu değildi; ama özellikle alt yazı işlerinde, çevirinin kendisi dışında kalan diğer işler için uygulanabilirdi. İşte bu noktada da, makrolar devreye girdi. 

Her ne kadar makroları kullanmaya başlamam, çeviri işine ilk girdiğimde kullandığım PW programının böyle bir özelliği olduğunu fark ettiğim o antik çağlara denk gelse de, en etkin biçimde Sinemaj'da çalışırken kullanmaya başladığımı söyleyebilirim. Eskiden elle yapılan ve saatlerce süren pek çok işi, makro kullanarak çok kısa sürede yapmaya başladım.

Daha önceki yazılarımda, makro kullanarak işlerimi ne kadar hafiflettiğimden pek çok kere bahsettiğimi görebilirsiniz. Freedom Writers filminin çevirisini yaparken de bu makrolardan çok faydalandım. Makrolar, çevirinin kendisi için olmasa da, alt yazı çevirisinin biçimsel kurallarını uygularken kesinlikle çok işime yaradı, ve bana çok kıymetli saatler kazandırdı.

Tam da bu noktada, daha hızlı yazı yazmamı sağlayarak işimi hızlandıran çok önemli bir programdan daha bahsetmeliyim: Typing Aid. Windows üzerinde çalışmak üzere yazılmış, isteyenlere exe olarak düzenlenerek ayrı bir program olarak da dağıtılan ücretsiz bir araç bu. 

Programı ben yazmadım. Zaten böyle bir şey yazmak benim sınırlı programcılık bilgimi fazlasıyla aşar; ama tanıştığım ilk günden beri yoğun olarak kullanıyorum.  Karışık ayarları ilk başta gözünüzü korkutsa da, "Ben bunu çözerim arkadaş." diye başına oturduğunuzda ayarlarını kısa sürede çözüyorsunuz. Programı çalıştırdığınız zaman, siz daha birkaç harf yazınca, o size o harflerle başlayan kelimeleri sıralıyor, siz de içinden birini seçerek normalde uzun uzun yazacağınız kelimeleri birkaç tuşla yazmış oluyorsunuz. On bin kelimelik çevirilerle uğraşan çevirmenler için bulunmaz bir nimettir bu bence.  

Yorumlar