Kocan Kadar Konuş filminin gişelerde (ve muhtemelen diğer platformlarda) yakaladığı göz ardı edilemeyecek başarının ardından, filmin vizyona girmesinin yılı dolmadan seyirciyle buluşan devam filmi Kocan Kadar Konuş: Diriliş, aynı hedef kitleye hitap eden aynı atmosferi ve film içindeki mantık hatalarını umursamazlıktaki istikrarını devam ettirmiş.
İlk filmde gözüne çarpan devamlılık ve mantık hataları o kadar fazlaydı ki, filmin alt yazılarını hazırladığım sürece dair tuttuğum notların neredeyse tamamı bunlardan oluşmuştu. Ben de, o süreçle ilgili blog yazımı tamamen bu devamlılık hatalarına ayırmıştım.
Bu filmde de benzer şekilde not aldığım devamlılık ve mantık hataları oldu aslında, ama gerek bu tip şeylere takılmadan filmi büyük bir keyifle seyreden seyircilerin ezici ağırlığı, gerekse o sırada Türkiye gündeminin çok ciddi bir süreçten geçmesi, bu tip hataları gölgede bıraktı bence.Türkiye'nin bir Rus uçağını sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle düşürdüğü, dönemin başbakanı Davutoğlu ve cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vur emrini kimin verdiğine dair iddialaştığı, dolayısıyla da Rusya'yla aramızda ciddi bir gerilimin, hatta kötümser yorumculara göre savaş ihtimalinin bile çıktığı günlerdi.
Öte yandan, her ne kadar savaş kapıyı çalmış gibi bir şey olsa da günlük hayat tam hızıyla devam ediyordu. Örneğin ben, daha önceki bir yazıda da bahsettiğim gibi, işler arasında slalom yapa yapa son teslim tarihlerini yetiştirmeye çalışıyordum. Ayrıca, birkaç ay önce denemeye başladığım ve istikrarlı bir şekilde devam ettirdiğim Karatay diyetinden çok olumlu sonuçlar alarak, hayatımda çok uzun süre sonra nihayet tekrar 76 kiloyu görmüştüm - ki her ne kadar bu bile boyuma oranla azıcık fazla olsa da, gururlu bir başarıydı benim için. Zaten daha sonra bu istikrarı koruyamayarak tekrar 86 - 88 bandına geçecektim -ki sırası geldiğinde ondan da bahsederim.



Yorumlar
Yorum Gönder