JESSICA JONES alt yazı notları

Her ne kadar o sırada Türkiye'de aynı hizmeti veren başka platformlar olsa da  Netflix, 2015 sonu, 2016 başı gibi Türkiye pazarına ilk girdiğinde büyük bir heyecanla karşılandı.

Tabii ilk heyecan geçip de insanlar Netflix'in sunduklarına ve sunmadıklarına alışmaya başladıkça eleştiriler de yavaş yavaş gelmeye başladı.

Gelen eleştirilerin bir kısmı içeriğin yetersiz olması gibi haklı eleştirilerdi. Gerçi Netflix çevirmenlere iş yağdırmaya başlamış, harıl harıl içerik genişletmeye çalışıyordu ama belli ki biraz hazırlıksız girişmişti bu işe. İnsanlar seyredecek bir şey bulamamaktan yakınmaya başlamıştı.


Jessica Jones sezon 1 bölüm 1, çevirmenlere yağdırılan işlerden bana düşen küçük bir dilim oldu. Bir dizinin bir sezonundaki bütün bölümleri aynı anda yayına verildiği için hepsini aynı çevirmenin yapması mümkün olmuyordu tabii. Dolayısıyla dizinin her bölümü başka bir çevirmene gidiyor, sonra da başka bir çevirmenden oturup hepsini kontrol ederek terim birliği yapması isteniyordu.

Aradan geçen dört yıla yakın zamanda Netflix yine aynı şekilde harıl harıl içerik genişletmeye devam etti. Tabii aynı şekilde, platformun müdavimleri de seyredecek bir şey bulamamaktan şikayet etmeye devam etti. Netflix'in şimdiye kadar çekilmiş bütün film ve dizileri barındıran bir platform olduğunu sandığı için aradığı filmi bulamayan arkadaşların haksız bulduğum şikayetlerini bir kenara bırakırsak, onlar içerik ekledikçe insanlar seyredeceğine göre, bu yarış böyle devam eder gider diye düşünüyorum.

Öte yandan, Netflix'e karşı yapılan en haksız eleştiri herhalde sansür kurallarıyla ilgili eleştiridir. Aslında bu konu nispeten yeni sayıldığı için ilgili tarihte yaptığım işlerin blog yazısını yazarken bahsetmeyi düşünüyordum ama o kadar saçma bir eleştiri ki, hazır laf oraya gelmişken biraz bahsedeyim dedim.

Bundan birkaç ay önce yapılan bir kanun değişikliğiyle RTÜK'ün kapsama alanı genişletilerek internet platformları da dahil edildi. O tarihten itibaren de Netflix sansür uyguladı mı uygulamadı mı tartışmaları başladı. Buraya kadar her şey normal de, bundan sonrasında işler iyice saçmalaşmaya başladı.

Her şeyi yanlış anlamaya fazlasıyla müsait insanlarla çevrili olduğumuzdan ilk olarak şunu söyleyeyim, bu konuya Netflix'in avukatlığını yapmak için değinmiyorum. Netflix üzerinden yürütülen ama hedefi herhangi başka bir oluşum olsa da özü değişmeyecek olan saçma sapan bir zihniyetin mantıksızlıkta açtığı yeni çığırdan bahsetmek benim amacım.

Sosyal medyada, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanlara hizmet verirken Türkiye Cumhuriyeti'nin kanunlarına uyduğu için Netflix'i eleştiren tuhaf bir güruha denk geldim. Henüz ergenlik yıllarında olduğu için zihinsel melekelerinin tam gelişmemiş olduğunu ve bu ülkenin selahiyeti için gelecekte toparlayacaklarını umduğum bu arkadaşlar, Netfix'in Türk kanunlarına meydan okumasını, sansür uygulamamasına karşı  diklenmesini talep ediyordu açık açık.

Sansürden rahatsızsa bu ülkenin vatandaşı olarak bunu kendisi dile getirmesi gerekirken, bu kahramanlığı bir Amerikan şirketine devretmeye çalışan bu arkadaşlara en kısa sürede akıl fikir sağlığı diliyorum.

Kaldı ki, ilgili yetki genişletmesi yapılalı aylar olmasına rağmen, henüz ortada bir sansür falan yok. O tarihten sonra çevirdiğim ya da çevirisini kontrol ettiğim hiçbir iş için çeviride kullanılacak dille ilgili bir talimat gelmedi. Bütün mesele alt yazıda ana avrat küfür okumaksa, o yazılar yine devam ediyor. Tabii bu Netflix'in bazı arkadaşların zannettiği gibi kanunlara karşı gelen gözü kara bir şirket olmasından değil, kanunun neyi ne kadar kapsadığının henüz tam olarak belli olmamasından kaynaklanıyor.


Yorumlar

  1. Doğru bir yaklaşım olmuş.

    Ülkemiz son 20 yıldır geriye götürüldüğü için yönetimdekilerin de en az üç çocuk ısrarı ve eğitimsiz halkımızın bunu uygulaması acayip bir yeni nesil oluşturulmak düşüncesini getiriyor insanın aklına.
    O nedenle kritik yapanlar aslında bilinçli olarak yönlendirilmiş olanlar.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder