Hızlı internetin yaygınlaşmasıyla birlikte izleyici alışkanlıkları da değişti. Hayatlarını bir filmin ya da dizinin yayınlanacağı tarihe göre ayarlamaya çalışan seyirci profilinden, istediği içeriği istediği saatte seyretmeyi tercih yeni nesillere geçmeye başladık. Başlangıçta bu içeriklere erişmek için yasal olmayan yöntemler tercih edilse de, zamanla seyirciye istediği içeriği vaat eden paralı platformların ön plana çıkmaya başladığını gözlemliyoruz.
Örneğin Netflix, bu platformların şu aralar en popüleri olsa da, ne bir ilkti, ne de son olacak. Hatta, 2021 yılına girerken sadece Türkiye'de iki yeni dijital platform açıldı. Bu platformların başarılı olup olmayacaklarını şimdiden söyleyemeyiz elbet; ama başarılı olsalar da olmasalar da, değişen teknolojiyle birlikte değişen seyirci alışkanlıklarını takiben isteyenin istediği içeriği istediği zaman seyretmesine olanak veren platformların yükselişe geçeceğini tahmin etmek çok zor değil.
Tabii her değişimde olduğu gibi, bir yandan tüketiciye istediğini veren yeni markalar çıkarken bir yanda da eski yöntemle çalışanlar önce sallanmaya başlar; bunların bir kısmı değişen tercihlere ayak uydururken bir kısmı da silinir.
İlk çıktığında, geleneksel televizyon kanallarının verdiklerinden daha farklı bir içerik isteyen seyircilerin talebini karşılayarak başarılı bir markaya dönüşen cnbc-e, hızlı internetin yarattığı yeni seyirci profilinin talebini karşılayamadığı için zaman içinde çok kan kaybederek yayın hayatına son verdi.
Bu arada benim çeviri serüvenim farklı bir kanaldan, ağırlıklı olarak sinema filmleri üzerinden ilerlediği için yolum cnbc-e kanalıyla bir hayli sonradan, kanalın son günlerinde kesişti. Uzun yıllar çalıştığım Sinemaj şirketi, hızlı internet yüzünden değil ama başka bir teknolojik dönüşüm yüzünden yeni piyasa şartlarına ayak uyduramayarak kapanınca, biraz da tesadüflerin yardımıyla bu güzel çalışma ortamının atmosferini soluma imkanını yakaladım.
Kapanan cnbc-e, yerini TLC kanalına bıraktı. Şu aralar durum nedir bilmiyorum ama ilk geçiş sırasında kanalın alt yazı işlerini aynı ekip üstllnince ben de kendimi TLC içeriklerimi çevirirken buldum.
Bu blog yazsıına konu olan Say Yes To The Dress programıyla münasebetim de bu vesileyle oldu. Fakat sanırım karşılıklı olarak birbirimizden beklentilerimizi karşılayamadığımız için bu da çok uzun soluklu bir iş ilişkisine dönüşemedi.
Ne yalan söyleyeyim, çok güzel bir ekiple iletişimimin kopması beni biraz üzse de, bana paslanan işlerin genel seviyesini düşündüğümde çok da bir şey kaybetmiş gibi hissetmiyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder