TAMRA THE ISLAND alt yazı çeviri notları

Bundan aşağı yukarı altı yıl önce, Türkiye'de yine bombaların patladığı, ülkenin seçilmiş başbakanının direkt cumhurbaşkanından gelen baskı karşısında istifaya zorlandığı, Türk tipi başkanlık sisteminin tartışılmaya başlandığı bir dönemden geçerken, ben de Tamra The Island dizisinden payıma düşen  bir - iki bölümün çevirisini yetiştirmeye başlıyordum.


Aradan geçen sürede her şey o kadar çok değişti ve üstüne o kadar çok olay bindi ki, yukarıda saydıklarım sanki çok da uzak olmayan bir geçmişte değil de, birkaç nesil önce meydana gelmiş gibi hissetmeye başladım.

Örneğin koskoca bir pandemi süreci yaşadık. Evlerimize kapandık. Ve tekrar dışarı çıkmaya başladığımızda sokakların bizimle aynı dili kullanmayan, bizimle aynı ahlaki değerlere sahip değilmiş gibi davranan insanlarla dolduğunu gördük. Bizimle çok ciddi uyum sıkıntısı yaşayan bu insanları göndermeye hiç niyeti olmayan iktidarın televizyona çıkıp Türk halkını değil de, kızların gizlice videosunu çekip fütursuzca yayınlayan sığınmacıları savunduğunu gördük. 

Ülkeye akın akın mülteci gelmesine sebep olan politikaların baş uygulayıcılarından biri olan Ahmet Davutoğlu'nun yukarıdan gelen baskıyla istifa etmek durumunda kalmasını haklı olarak eleştiren, ve o dönem sert şeyler söyleyen muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun önümüzdeki başkanlık seçimleri için  zamanında etmediği lafı bırakmadığı insanlarla ittifak kurduğunu gördük.

Çok şey değişti tabii ama benim sürekli yoğun bir tempoyla çalışmak zorunda olmam değişmedi. O zaman da elimdeki işleri yetiştirmek için uykusuz kalmam gerekiyordu, şimdi de. Benim bu diziden aklımda kalan tek şey çeviri sırasında yorgun olduğum ve teslim tarihini azıcık geçirdiğim oldu.

Yorumlar