ÇALIKUŞU - LOVE BIRDS - alt yazı notları

 Netflix Türkiye'ye ilk gelen dijital platform değildi ama gelirken en çok ses getiren dijital platform oldu. Örneğin Google ve Apple, hatta yanlış hatırlamıyorsam Amazon bile internet üzerinden film satmaya çoktan başlamıştı; ama ilk defa bu kadar büyük ölçekli bir platform geldiği için daha önceliklerden farklı bir heyecana sebep olmuştu.

 Tabii Netflix'in bu kadar heyecan yaratmasındaki sebeplerden biri de insanların bu platformun tam olarak ne olduğunu anlamayıp yanlış beklentiler içine girmesi olmuştu. Zamanla durum değişip herkes Netflix'in ne olup ne olmadığını anladıysa da, üye olanlar uzunca bir süre akıllarına gelen her filmi bulup izleyecekleri bir kütüphane olduğunu zannedip aradıklarını bulamadıkları için şikayet etmişti.

  Aslında sadece Netflix değil, Amazon ve Disney gibi diğer platformlar da benzer eleştirilere konu oldu, olmaya da devam ediyor. Bu platformların yayın politikasını beğenmeyenler, içeriğinin yetersiz olduğunu düşünenler hep oldu, muhtemelen de olmaya devam edecek. 

 Herkesin izleme keyfi kendine. Size sunduklarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, o tamamen sizin bileceğiniz iş; fakat bence bu tip platformların en büyük artısı Türk izleyicisinin bir yolunu bulup zaten izlediği birtakım film ve dizileri daha kolay erişilebilir hale getirmesi değil, Türk içeriklerini dünyaya tanıtması oldu. Dünyada yavaş yavaş Türk dizilerine duyulan ilgi artıyordu ama eğer bunlar kendi ülkelerinde bir televizyon kanalında yayınlanmamışsa, meraklıların Türk dizilerini bulması ve alt yazı ayarlaması çok zor oluyordu. Hatta çoğu film ve dizi için imkansızdı

  2013 yapımı Çalıkuşu dizisi, Netflix'in bütün dünyaya tanıttığı Türk dizilerinden biri oldu. Tabii bu dizinin daha sonraki örneklerden en büyük farkı direkt Netflix adı altında çekilmemiş olması, Netflix'in bu diziyi sonradan satın almış olmasıydı. Dolayısıyla, Netflix'in genel yayın politikasını tam olarak yansıtmıyordu.   

  Ben çeviriyi hazırlamadım. O dönemler Türkçeden İngilizceye çeviri işine pek girmek istemiyordum. Onun yerine gelen çevirilerin alt yazılarını hazırlıyordum. Fakat gelen çeviriler alt yazı mantığına göre hazırlanmış olmadığı için üzerinde bayağı bir değişiklik yapmam gerekiyordu. Alt yazı ve revize için harcadığım emek de çevirinin kendisini yapmış kadar yorucu oluyordu. 

  Şimdi bakınca görüyorum ki, bu iş çevirmenlik kariyerimin alacağı yönü gösteriyormuş. Ben bu işi 2016 yılının ortalarında yaptım. Aradan geçen 6 yıldan uzun sürede, özellikle de pandemiyle birlikte başlayan süreçte işlerim ağırlıklı olarak Türk yapımlarının İngilizce çevirisine dönecekti. O sırada bunu bilemezdim tabii. 

   

Yorumlar